Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

Dünyanın en eski yazıtları İstanbul'da

SÜMER TABLETLERİ

Arşiv ve kütüphane deyince tomarla yazılı kağıtlar, ciltlerle kitaplar gelir aklımıza. Fakat bizim anlatacağımız arşiv ve kütüphanede kağıt hiç yok. Onun yerine bildiğimiz, çanak çömlek yapılan kil kullanılmış. Yazılacak konuya göre yumuşak kile şekil verilmiş, ü zeri n e ucu üçgen şeklinde yontulan bir kamış kalemle bugün çiviyazısı ismini verdiğimiz yazı yazılmış. Sonra onlar güneşte veya fırınlarda kurutumuşlar. 3000 yıla yakın bir süre boyunca kullanılmış olan bu yazı tekniği ve kullanılan diller en az 2000 yıl Önce ortadan kalkmış. Peki, İstanbul'un neresinde bu kütüphane ve arşiv? Kimler yazmış bu yazıları? Nerede bulunmuş, nasıl korunmuş onlar? Ne gibi konular var dilleri nedir? işte bir yığın soru. Bunlara tam cevap vermek istersek kitaplar dolar. Bu yüzden, burada kısa açıklamalarla yetineceğiz.

Bu arşiv ve kütüphane, istanbul Arkeoloji Müzele-ri'nde "Çiviyazılı Belgeler Arşivi" adı altında çok değerli bir hazine olarak korunmakta ve 74.000 belgeyi kapsamaktadır. Bu belgelerin boyları bir pul büyüklüğünden 20x30 cm'e kadar değişmektedir. Biz bunlara tablet diyoruz. Tabletler, prizma, silindir, koni ya da çivi gibi çok değişik şekillerde olabilmektedir. Çiviyazısını bundan en az 5000 yıl önce, Asya topraklarından göç ederek Irak'ın güneyine yerleşen Sümerliler icat etmiş; yüzyıllar boyu geliştirmiş ve her istedikleri konuyu yazabilecek hale getirmişler. Sümerliler'in komşuları olan ve onlardan sonra gelen Yakındoğu milletleri de bu tekniği alıp kendi dillerinde kullanmışlar.

Zaman gelmiş şehirler, evler, kütüphaneler yıkılmış. Onlarla birlikte bu yazılı belgeler de toprağın altına gömülmüş. Fakat çürümeyen kil üzerine yazıldıklarından, binlerce yıl toprağın altında kaldıktan sonra geçen yüzyılda çıkarılmaya başlanmış; yazıları ve dilleri çözülmüş. Ve böylece yok olan 3000 yıllık Yakındoğu tarihi, tekrar günışığına çıkmış.

Arşivdeki belgeler, Türk diline benzeyen Sümerce, îbrani diline benzeyen Akadca ve Hint-Avrupa diline benzeyen Hititçe olmak üzere birbirinden çok farklı üç dilde yazılmış.

Bütün devlet ve mabedlerin gelir ve giderleri, yapılan işler, işçilerin listeleri, aldıkları ücretler gibi çeşitli idari işlemler günlük, haftalık, aylık ve yıllık listeler halinde bu tabletlere yazılmış. Bireyler arasında yapılan alım-satım,kira, borç alıp verme, evlenme ve boşanmalara ait mukaveleler de. O devirde her hukuki işlemin bir mukavele ile kanıtlanması kanun ile şart koşulmuş. Tarihte ilk kanun kitabı, ilk evlenme mukavelesi, ilk mahkeme kararı da İstanbul'daki bu arşivde bulunuyor. Mektupları da unutmamak gerekiyor. Devlet veya şehir-devletler arasında gönderilen bu özel ve resmî mektuplar içinde, Mısır kraliçesinin Hitit kralından koca istemesini, kaçakçılık olaylarını, aile kavgalarını içerenlerin yanında aşk mektuplarına da rastlanıyor.

Arşivde, bundan 4000 yıl önceki eğitim kurumlarında yazılmış matematik, geometri, tarih, coğrafya, dilbilgisi, hukuk, edebiyat disiplinlerine ait binlerce tablet de bulunmakta. Ayrıca arşivdeki tabletlerin bir bölümü de, tıp bilimine, astronomiye, sihir ve büyüye ait. İki-üç dilde hazırlanmış sözlüklerin yanısıra Sümer edebiyatına ait tabletler, konularının ilk olması ve izlerinin zamanımıza kadar ulaşması nedeniyle büyük önem taşır. Bu edebiyat metinleri, tanrıları ve kralları öven ilahiler; kahramanların serüvenlerini anlatan destanlar; sonradan Tevrat, incil ve Kuran'da(?) da yeralan anlatılar; düşmanlar tarafından harap edilmiş şehirler için yakılan ağıtlar; ölen sevgililer için söylenen mersiyeler; okul yaşantısı ile ilgili hikayeler; masallar, aşk şarkıları, atasözleri ve deyimlerden oluşmaktadır. Bunlar arasında ilk göğe uçan kralın hikayesiyle ilgili metin de bulunmaktadır. Bu konuların büyük bir kısmının açığa çıkması, istanbul arşivinde yapılan çalışmalarla gerçekleşmiştir. Dünyanın en eski yazılı belgelerini kapsayan bu önemli arşiv ve kütüphane hakkında kısaca bu bilgileri verdikten sonra istanbul arşivinde bulunan Sümer Atasözleri Kitabı'ndan birkaç örnek vererek yazımızı bitirelim:

Tatlı söz herkesin dostudur.

• Şimdi bir yalan söyle / Sonradan doğru söylesen de yalan sayılır.

• Şimdi toplama, sonra meyvesini yersin!

• Bekçi köpeği olmayan şehirde / Tilki müfettiş olur.

• Biliyorsan neden başkalarına öğretmiyorsun?

• Yazı, konuşmanın annesi, öğrenmenin babasıdır.

• Anneni tanrı gibi say.

Bunların en az 4000 yıl önce söylenmiş olmalarına rağmen, bugün hâlâ ne kadar anlamlı olduklarını görmek insanı şaşırtıyor.

• Muazzez İlmiye Çığ, sümerolog./SKY LIFE/Sayı:98/9;Sf:54-62

İSLAM TARİH MECMUASI

ANA SAYFAYA DÖN